kapanma_hizi_kapak-1200.jpg
Kapanma Hızı
Ufuk Üsterman

Deneme
Önsöz: Ahmet Soysal
Temmuz 2004
ISBN 978 975 8686-17-8
77 sayfa, 13,5 x 19 cm
Tintoretto 250 gr, Enso lux 90 gr
11 TL

Kapanma Hızı, Ufuk Üsterman’ın 1987-1994 yılları arasında Beyaz dergisinde yayımlanan deneysel metinlerini biraraya getiriyor. Kitapta ayrıca, yazarın son dönemde kaleme aldığı, nesne mekân ilişkisine odaklı yayımlanmamış metinleri de yer alıyor. Kitabın önsözünü kaleme alan Ahmet Soysal, “marjı, kıyıyı daha işin başında yazının merkezine koyan” bu “denetimsiz” metinler için şöyle diyor:

“Nerden geliyor bu yazılar? Sanki hiçbir yerden. Ama işte karşımızdalar. Oysa merkezî bir eksiklik ile bizi karşı karşıya bırakıyorlar. Bir şey onları kemirmiş gibi, ya da öyle kemirilmiş olarak ortaya çıkmışlar gibi.”

Bu yazıların haritasını çıkarmak, bu yazılar içinde yön bulmak kolay değil, ama kaybetmek pekâlâ mümkün. Onun için de en derine, yüzeye çıkmak gerekiyor.

 

MASA’YA GELEN SANDALYE

Ters perspektifi doğa(l) geriye doğru gittikçe – birbirine karışan yapay doğa – (sandalye). Ağaçtan sandalyeye – sandalyeden ağaca – açık bir oturma gölgesi olmayan – bir oturuma tanıklık etmektedir.

Masa ve sandalyenin gizli ve ani anlaşmasına (günümüzde MODA gibi) benzer bir anlaşmayı – (buluşma düşünü taşıyan anlaşma) yazı – çizgi denen bir AYNA yöntemiyle – sergilemeye çalışıyoruz – sandalye – masa’ya dikilmiştir. Arkasına – içine Ağaç’ı alan sandalye – taşıdığı yükün yüküyle – giderek ağırlaşmakta – … Masa her zaman – an yatay olarak – gizli olmayan toplantıyı sergilemekte-dir. Sandalye tüm ağırlığıyla oturur görünmekte.

Kendisine oturma – oturmayı bekleyen-ler – görünümünü kazandıran, Bu görüntü – imge – acaba haklı mıdır? – Gerçekten izin aldığı ölçüde – ölçülebilir bir adaleti bulabilir. Bilgi yitirilmiş – kaybolmuş bir nesne olarak örtünün altında – – – gösterilenini yitirmiş gösteren.

Zaten tam da bu anda masa dolmaktadır. Sandalye-ler masanın bu anlam-sız – dolması karşısında dikey durmaktalar: düşüncesini gizlemek amacıyla inşa edilen masa – dalgalanmaya bırakılmış sandalye ayakları – yeryüzüne neden olan ayrıcalık – sandalye masaya karşı şöyle demektedir. “Ben – söze karşı dikilen ve meydan okuma profiliyle yükselen – bir ağırlığı, taşıyarak – dörtlü (1) olarak çevreni kuşatacağım. Sen kendi ağırlığında beni nasıl karşılayacak ve hangi kartları açıyorsun?

Masa-’nın cevabı – “(masa yitirilmiştir)” (kendi ayakları üzerinde duran yeryüzü masası) – düzlemi yeraltına çekiyorum – sahip olduğun – dayanağı olduğunu zannettiğin dörtlü – artık görünmeyecek – ve sen son söz – son su – son yer – son ben – olarak kendi belleğini yitireceksin –

Sandalye ayaklarını toplantıya çağırır. Toplu karar vermek – ve bir cümle kurmak için – ilk gelen topraktır – yer’i garantiler. Fakat ayaklardan biri uymaz bu çağrıya – cümle düşmüş – eylemi yaratacak ve bir cevap olacak sözcüğünü arar – sandalyelerin sandalyesi – masaların masasına – nasıl meydan okuyacak? Masadan yana masaya yardımcı – bir “ek” oluşur; – yan sehpa (2) – “bu hesapta yoktu” Ek – eklenebilirdi – sehpanın üzerine oturulamazdı. Oturulamaz olduğu için de – toplantı tamamlanamazdı – çağrıya uymayan – Benlik-ti. ve benlik bir ek olarak – masanın altına – yanına – sandalyenin de ortasında yerini alır gibidir. Masaya – kendi çöküşüyle karşılık verebileceği yeni bir benlik’le meydan okumak –

Yok olacak – ölerek karşılık vermediği taktirde rezil olmaktan kurtula-mayacak-sın. Kendi masasını terk edilişini – geciktirme tehdidi üzerine oturmaktadır. Masaya gelen sandalye – geri dönüşünü hazır-lıyor. Geciken – geciktirilen bir dönüş – toplantı masası toplanamıyor – (sandalyesiz masa) (3) Ancak – masa sandalyesine sürüp giden bir yaşama hakkı sağlamaktadır. (retraktil) (4) – Artık bu mesafe – uzaklık sağlanma düşüncesi – oturuyor – o – sandalye olmasa da olur (boş bir mekânda – bir sandalyenin varlığı yeteri kadar bir insanın olduğunu çağırır).

Sandalye; mademki söz sende – o zaman cümleni kur. Masanın – (kendi düzleminin altına girmeden – ne söyleyeceksen cümleni – kur.

Masa’nın tanımı bile: kendisine denk gelebilecek bir sandalyenin – bulunuşuna göredir. Masanın artık gerçeklik etkisi yaratabilecek kadar zamanı yoktur.

Bu iki varlık birbirlerine dönüştürülemezler. En azından bunu belirleyebiliyoruz. Şimdi her şey ayrılıyor.

Sandalye ve masa – artık bir masa yok – cümle henüz kurulmadı – oturmuş ve oturmamış olan – masaya yatırılmış – yatırılmamış olan öteki sandalye – öteki masa –

Bu duruş (Masa – sandalye karşı-karşıya) profili-n iki klasik biçiminden; masa’nın kurulması

1 – Birincil birleştirici / kaynaştırıcı – benlikle

2 – İkincil – yani masa’nın ayna ben’den ayrı tutulduğu Ben’le ötekinin (öteki masanın) bakışının onaylamasıyla bütünleşme üzerine kurulu – Ben

3 – Sentetik dediğimiz – yapısı bozulmuş – vücudun kişiselleştirilmiş Ben’lik olarak yeniden yaratılması “siz” aslında bir hiçkimsesiniz. Öteki yerden yansıyan bir hayalet.

Temmuz 2003

 

Notlar

(1) Dörtlü; I–Hava II–Su III–Toprak IV–Ben’lik –
Hava – havada tutmasını, Su – kurumasını, Toprak – yere basmasını, Ben’lik – varlık olmasını – (varlık – geist – ruh – akıl anlamında)

(2) Derridacı anlamda “Ek”tir.

(3) Her sandalye kendi masasını arar. Kendi projelerini, sorularını üzerine yatırabileceği – ağırlığını taşıyabileceği – masayı arar.

(4) Geri çekilme-lerden oluşan tepkiler gibi.

(Kitaptan, s. 49-53)