Irmak

Dublin, varlığını bir ırmağa borçlu olan şehirlerden. Hem Liffey ırmağının iki yanında kurulmuş olmaktan, hem de ırmağın denize açıldığı körfezden yararlanıyor. “Dublin” kelimesi, “siyah havuz” anlamına geliyor. Şehrin Vikinglerce ilk kurulduğu yerde Poddle adlı başka bir nehrin Liffey’ye katıldığı noktada koyu renkli bir havuz varmış. Bugün bu noktada Dublin’in tarihsel merkezi olan Dublin Kalesi var; “Siyah Havuz”, “Dubh Linn” ise kalenin içindeki yuvarlak bir bahçeye dönüşmüş durumda.

 

Poddle’ın Dublin’i geçtiği kısmı artık yeraltına sevkedilmiş, ama Liffey’ye aktığı ufak açıklık şehir merkezinde, Wellington Quay’de (nehrin cezir vakitlerinde) görülebiliyor. Ulysses’in Gezgin Kayalar bölümünde, kitabın 18 bölümünü yankılayan kısa parçalarda, kitabın karakterleri, Dublin’i iki ayrı güzergâhta çaprazlama geçmekte olan iki otorite sembolüyle, Katolik papazı ve Britanya valisi ile karşılaşır. Ahali, meşreplerine göre, bu otoriteleri selamlar ya da yüzlerini çevirir. Poddle nehri de Vali ile karşılaşınca ona acı bir ironiyle selam verir (s. 246): “Poddle nehri, Tom Devan’ın bürosunun altında, Wood Quay’in duvarındaki savağından akarken lağım sularından bir dil çıkararak vasallık görevini ifa etti.” 

 

Joyce’un bu savağı Wellington Quay’in batısındaki Wood Quay’e aktarması, kitaptaki her ayrıntının tam doğru olmamasının, okurdan bu türden kasti hatalara da dikkat etmesini beklemesinin örneklerinden biri.

 

Dublin ve Londra haritalarını karşılaştırmayı, şehrin belli başlı unsurlarının (kale, katedral, park, üniversite, hükümet binaları...) nehirle benzer bir ilişki içinde, ama ayna gibi yansımış konumlarda olduğunu görmeyi seviyorum. Londra çok daha büyük tabii, ama iki şehrin planları birbirini andırıyor. Londra’da asıl şehir ve kale kuzey kıyıda, Dublin’de güney kıyıda kurulduğu için, Dublin’de nehrin kuzey kıyısı, Londra’da nehrin güney kıyısı şehrin tarihsel olarak fakir tarafı olmuş. Thames’in güney kıyısı (Shakespeare’in Globe tiyatrosu burada olduğu için) Ulysses’de anılıyor (s. 184).

 

Ulysses’de karakterler gün boyunca Liffey’yi birkaç kere geçiyorlar—Liffey ve ona bağlı kanallar, Hades bölümünde mezarlığa gidilirken mitolojik ölüler dünyasının ırmaklarının karşılığı da oluveriyor. Bloom’ların evi şehrin kuzey tarafında, Sirenler’in barı da nehrin kuzey kıyısında. Kuzey tarafın makbul olmayan mahalleleri, kitabın önemli bölümlerinin mekânı: Kirke bölümü hemen kuzey kıyıdaki genelev sokaklarında, Tepegöz bölümü buradaki bir barda geçiyor.

 

The Commitments kitabını ve filmini bilenler, bu kuzey/güney meselesinin bugün de önemli olduğunu hatırlayacak: Dublin’de bir soul müzik grubu kurmaya çalışan karakter, kendilerini bu iş için “fazla beyaz” bulan arkadaşlarını siyah müziği yapmaya ikna etmek için şöyle der: “İrlandalılar Avrupa’nın siyahları, Dublinliler İrlanda’nın siyahları, Kuzey Dublinliler ise Dublin’in siyahları. Yüksek sesle söyleyin, siyahım ve gururluyum.” Güney yakanın dükkânları, restoranları ise kendisi de kuzeyde oturan Bloom’un gündüz dolaşmalarında severek, imrenerek baktığı zenginliklerin, Stephen’ın Dublin aydınlarıyla edebiyat tartıştığı Milli Kütüphane’nin mekânı.

 

Bloom’un sabah karşıya geçerken köprüde martıları besleyerek, ilanlara, nehir yoluyla taşınarak ihraç edilen biralara baktığı sayfalar (s. 149-150), İstanbul’un eski günlerindeki Galata Köprüsü’nün önemini hatırlatıyor bana—Aydaki Kadın’da Tanpınar’ın Selim’i Üsküdar’a bakıp düşündürdüğü pasaj (Dergâh Yayınları, s. 51) özellikle bu pasaja benziyor.

 

Ulysses’de gezerken güzergâh olarak bizzat nehrin kendisini seçen bir kahraman da var: Bu, işte tam bu köprüdeyken Bloom’un suya attığı, üzerinde “İlya geliyor” yazan el ilanı (s. 148-149). Bu kâğıt parçası, Gezgin Kayalar bölümü boyunca Liffey’de denize doğru ilerleyerek romanın gizli belkemiğinin, herkesin etrafında hareket ettiği asıl hattın Liffey olduğunu hatırlatıyor olabilir bize (bkz. s. 222, s. 234, s. 243). Liffey, Finnegans Wake’te ise “riverrun” kelimesiyle kitabı başlatan ve bitiren dişi unsur olacak.

 

Armağan Ekici

 

A

Ali Baba Bahşiş Rahat Lokum Efendi

Aristoteles

Astronomi

Basın Dünyası

Cantrell ve Cochrane’ın Zencefil Gazozu (Aromatik)

Cebelitarık

Ç

Çingene Argosu

D

Dante

Derbeder Dilber Dublin

E

Robert Emmet

Erik Ağacı

F

William Faulkner

Faust

Forty Foot: “Deniz! Deniz!”

G

Gerçek İnsanlar

Giyim-Kuşam

Ğ

Ksinbad'ın Ğeyahatleri

H

Homeros

Hukuk Dünyası

I

Irmak

İ

İlya Geliyor

İrlanda İngilizcesi

İroni

J

John Jameson & Son

K

Kafiye

L

L (Bloom/Boom, World/Word)

Lavta

Lazımlık

M

Metempsikoz

Murphy/Morpheus

N

Napoleon'un Hayatı (kitap)

Nietzsche

O

Omphalos

Oturaklı, Toraman

Ö

Öbür Dünya

P

Georges Perec

Q

Raymond Queneau

Ah evet, ama ben Q’yu tercih ediyorum

R

Reklamcılık

S

Fritz Senn

Shakespeare

Siyah Kare

Ş

Şıngır

T

Titbits

Tutunamayanlar

U

Unutmak

Ustalık

Uzay

Ü

Üçlüler

Ürkünç

V

Victoria

W

Oscar Wilde

X

Bir iks

Y

Yogibogihane

Yunanlılar

Z

Zati

Zinanın Zevkleri