Kafiye

Kafiye, çevirmenleri özellikle zorlayan, meşgul eden meselelerden biri. Kafiyeli sözler Ulysses‘de de önemli bir yer tutuyor. Hem Bloom, hem Stephen kafiye meselesi üzerine düşünüyor, kafiye yapmaya çalışıyorlar; ayrıca, metnin içinde geçip gidiveren kafiyeli sözler de var. Örneğin, cenaze arabasına bakan Bloom’un renkler ile cenazesi kaldırılan kişi arasındaki ilişkiyi düşündüğü cümle kolayca gözden kaçabilecek bir kafiyeyle bitiyor: “Black for the married. Piebald for bachelors. Dun for a nun.” (Çeviride “Evli, yağız. Bekâr, alaca. Rahibe kız, boz.”, s. 98).

 

Bloom’un yazdığı kafiyeli şiir, zamanında Molly’ye yazmış olduğu komik bir akrostiş (başharflerdeki “Poldy”, Molly’nin Bloom’a taktığı ad, Leopold’un kısaltması). Bu manzume, bizzat “rhyme”, “kafiye” kelimesiyle kafiye yapacak gibi başlasa da, bir şaşırtmaca yapıyor, rhyme’a ses benzerliği olup kafiyeli olmayan divine/nine/wine/mine kafiyeleriyle sürüyor:

 

Poets oft have sung in rhyme

Of music sweet their praise divine.

Let them hymn it nine times nine.

Dearer far than song or wine.

You are mine. The world is mine.

 

Çeviride (dört vurgulu İngilizce vezni yedili hece vezniyle karşılayarak):

 

Para etmez kafiye

Oynamam ilahiye

Laflar zaten hikâye

Düzerim hep methiye

Yanımdaki huriye

 

Bu, tabii ki, anlamı birebir aktaran bir çeviri değil. Bunun iki nedeni var: Birincisi, metnin neşesinin, ritminin Türkçede alabileceği hallere beraberce gülmeye davet ediyorum okuru; ikincisi, bu beş dizedeki gördüğüm asıl meramın, kafiyelerin, veznin ve akrostişin sevimli saçmalığı olduğunu söylemek istiyorum.

 

Stephen ise, s. 52-53’te vampir konulu bir şiir için kafiyeler arıyor: İngilizcede womb (rahim) / tomb (mezar), mouth (ağız) / South (güney). Şiiri not almak için için yanında kâğıt bulamayınca, başöğretmen Deasy’nin gazetelere götürmesi için verdiği “şap hastalığı” konulu mektubun kenarını koparıp yazıyor. Mektup gazeteye götürüldüğünde (s. 132) sayfanın kenarının yırtık olması şaka konusu oluyor (Deasy’nin sıkışarak bu mektubu tuvalet kâğıdı olarak kullandığı imasıyla). Bu pasajda, Joyce nihayet Stephen’ın yazdığı şiiri bize gösteriyor.

 

Biraz sonra, s. 137’de, Stephen’ın zihni önce kendi şiirinin bu kafiyelerine, buradan da İlahi Komedya’nın kafiyelerine gidiyor, buradaki  —ace kafiyeli üç mısrayı düşünüyor (Cehennem 5:92, 94 ve 96). Bunlar, İlahi Komedya’nın en ünlü, en sevilen hikâyelerinden, Rodin’in “Öpüş” heykelinin de konusu olan Francesca ile Paolo’nun aşk hikâyesini (Rekin Teksoy’un çevirisiyle “...o gün başka bir şey okumadık”, Cehennem 5:138) hazırlayan mısralar.

 

İlahi Komedya’nın kafiye düzeni gerçekten de başdöndürücü: üçer mısralık kıtalara ayrılmış 14.233 mısra boyunca, saç örgüsü gibi içiçe geçmiş kafiyeler, her üçlünün ilk ve son mısrasında önceki üçlüde haber verilen kafiyeye cevap verip, orta satırda sonraki üçlüde gelecek kafiyeyi haber vererek ilerliyorlar: a-b-a / b-c-b  / c-d-c… Bu formun adı “terza rima”.

 

Stephen, kafiyeleri iki kere insanlara benzetiyor: önce “iki adam aynı kılığa girmiş, birbirlerine benziyorlar, ikişer ikişer”, sonra da “üçer üçer, yaklaşan kızlar, yeşillere, gülpembelerine...” diye düşünüyor (bunu izleyen İtalyanca alıntılar da Dante’den). Sam Slote, bu yıl çıkan Açıklamalar cildinde, iki yaşlı adamı ve üç kızı Araf 29’daki kişilerle açıklamış. Ben, bir de, bunları Batı şiirinin “eril” ve “dişil” kafiyeleri olarak anlıyorum: “eril” kafiyelerde sondaki vurgulu heceler kafiye yapıyor (Bloom’un ve Stephen’ın şiirlerinde olduğu gibi), “dişil” kafiyede ise kafiye vurgulu heceden sonra vurgusuz hece ya da hecelerle bitiyor. Stephen, ilk başta kendi şiirinin kafiyelerini ikişer ikişer yaklaşan adamlar olarak düşünüyor, çünkü son hecelerde İngilizcenin “eril” kafiyeleri ikişer ikişer geliyor; daha sonra düşündüğü Dante’nin kafiyeleri ise, İtalyancanın genel vurgu özelliği nedeniyle genellikle dişil kafiyeler; onlar da terza rima’nın “üçer üçer yaklaşan kızlar”ı.

 

Armağan Ekici

 

Kafiye - Dante Gabriel Roestti - Francesca da Rimini.jpg

A

Ali Baba Bahşiş Rahat Lokum Efendi

Aristoteles

Astronomi

Basın Dünyası

Cantrell ve Cochrane’ın Zencefil Gazozu (Aromatik)

Cebelitarık

Ç

Çingene Argosu

D

Dante

Derbeder Dilber Dublin

E

Robert Emmet

Erik Ağacı

F

William Faulkner

Faust

Forty Foot: “Deniz! Deniz!”

G

Gerçek İnsanlar

Giyim-Kuşam

Ğ

Ksinbad'ın Ğeyahatleri

H

Homeros

Hukuk Dünyası

I

Irmak

İ

İlya Geliyor

İrlanda İngilizcesi

İroni

J

John Jameson & Son

K

Kafiye

L

L (Bloom/Boom, World/Word)

Lavta

Lazımlık

M

Metempsikoz

Murphy/Morpheus

N

Napoleon'un Hayatı (kitap)

Nietzsche

O

Omphalos

Oturaklı, Toraman

Ö

Öbür Dünya

P

Georges Perec

Q

Raymond Queneau

Ah evet, ama ben Q’yu tercih ediyorum

R

Reklamcılık

S

Fritz Senn

Shakespeare

Siyah Kare

Ş

Şıngır

T

Titbits

Tutunamayanlar

U

Unutmak

Ustalık

Uzay

Ü

Üçlüler

Ürkünç

V

Victoria

W

Oscar Wilde

X

Bir iks

Y

Yogibogihane

Yunanlılar

Z

Zati

Zinanın Zevkleri